TAHTA YİYENLER -TERMİTLER veya BEYAZ KARINCALAR
T ERMİTLER» e bazen beyaz karınca denilmesi büyük bir haksızlıktır. Bu toplumcu böcekler arasında aslında hiç bir akrabalık bağı yoktur. Karıncaların arılar gibi zarkanatlı (Hymenoptera) olmalarına karşılık, termitler, hamam böcekleri'ne komşu (İsoptera) takımını meydana getirirler. Karıncalar tüm-başkalaşmaya uğrarlar, termitler sadece yarı - başkalaşma geçirirler. Karıncaların beli incedir, termitler'in karnı vücutlarının ön kısmına geniş bir şekilde bağlıdır. Karıncaların vücudu kaim bir kitin tabakasıyle kaplıdır, termitler'in kitin tabakası inceciktir. Hemen hemen solucanlar kadar yumuşak olan termitler'in, lezzetli etlerine düşkün kuşların, sürüngenlerin ve böceklerin karşısında tamamıyle müdafaasız oldukları söylenebilir. Birçok ilkel kavimler de termitleri yerler. Termitler, sıcağa ihtiyaçları olduğu halde, güneşten çekinirler. Devamlı bir neme ihtiyaçları olduğu halde yılın büyük bir kısmında yağmur yüzü görmeyen bölgelerde yaşarlar. Fakat yararlanabildikleri bir özelliklerinin: onlarda «içgüdü», bizde ise »zekâ» denebilecek bir özelliğin sayesinde kendilerine silâhlar yaratmayı, teşkilâtlanmayı, şehirlerinde kendilerine lâzım olan ısı ve nem derecesini muhafaza etmeyi, geleceklerini garantilemeyi, alabildiğine çoğalmayı ve dünya yüzünün en köklü yerlilerinden olmayı başarmışlardır. Dünyada 15 000 termit türü sayılmıştır ki, bu, karınca çeşitlerinin aşağı yukarı iki misli demektir. Her türde de İ0 -15 ayrı şekil görüldüğüne göre, termitleri sınıflandırmanın ve kataloge etmenin çıldırtıra bir iş olduğu anlaşılır.
Termit Kastları:
Termitler önce iki gruba ayrılırlar: Eşeyliler ve eşeysizler. Eşeysizler ise işçilere ve askerlere bölünürler. Bir termit şehrindeki bir milyon sakinin bölümü şöyle olur: Bir kral, bir kraliçe, yeni koloniler vücuda getirmekle görevli 150 000 eşeyli termit, 350 000 asker ve 500 000 işçi. Son iki grup, belli bazı besinlerin etkisiyle cinsiyetlerini kaybeden erkeklerden ve dişilerden meydana gelir. Biricik kusursuz termitler, yeni koloni kurma görevi esnasında eşeylilerdir. Petek gözler ve uzun, saydam kanatlar yalnız onlarda vardır. Tam bir tembellik hayatı sürdükleri termit şehrinin içinde, nihayet dışarı çıkıp tropikal güneşin altında keyif edecekleri zamanı beklerler. Fakat keyifleri kısa süreli olacaktır. Onları hareket noktalarından sadece birkaç santim öteye götürecek kısa bir zifaf uçuşundan sonra çift çift yere çökecekler ve kanatlarını kaybedeceklerdir. Sayısız düşmanlara yem olmayanları ise, toprağın içine girerek, artık gözlerinden yararlanmayacakları yeni bir yeraltı- hayatına başlayacaklardır. Şansları yardım ederse, yeni bir termit şehrinin kralı ve kraliçesi olacaklardır. Kral eski yapısını muhafaza edecek ve tek görevi, kraliçeyi belli aralarla döllemek olacaktır. Kraliçe ise gitgide şişmanlayarak yumurtalarla patlayasıya dolu beyazımsı bir somun görünüşü alacaktır. İşçilerin kör ve kanatsız olmak dışında bir özellikleri yoktur. Onların da, işi aralarında bölüşen irileri ve ufakları bulunur. Yapılan iş, termit şehrini onarmak, yiyecek stoklarını yenilemek, toprağın derinlerinden su çekmek, yumurtalara ve larvalara bakmak v.s. dir. Bu kadar sıkı bir iş şüphesiz işçilerin hayatını kısaltmaktadır. Kralla kraliçe aksine elli yaşma kadar yaşayabilmektedir. Bazı termitler'de yalnız işçiler eşeysizdir. Bütün öbürlerinde askerler de, işçiler gibi kör ve kanatsız termitler'den meydana gelir. Bir asker ilk bakışta, kafasının iriliğinden ve toraks'la karnın süt gibi beyazlığının yanında göze batan kızılımsı-esmer tanınır. Bu kafa ya dörtgen biçimindedir ve önünde makasa benzer bir çift muazzam mandibula taşır, ya da armut biçimindedir, ve önünde, gülünç bir burna benzeyen bir boruyla son bulur. Bu gibi burunlu askerlerin tek silâhı, çok uzağa püskürtebildikleri bir reçinedir. Makasla, ya da enjeksiyon şırıngasıyle silâhlı askerler, kendi kendilerini besleyemeyecekleri için, işçiler tarafından beslenirler. Sayıları fazlaca arttığı zaman, işçilerin, içlerinden bazılarının doyurmaktan vazgeçerek açlıktan ölüme mahkûm ettiklerine dikkat edilmiştir. |