BEYAZ KARINCA'NIN DÜŞMANLARI:
TATU'LAR
ISPANYOLLAR Yeni Dünya'ya ilk geldikleri vakit, buradaki hayvanlar âleminin harikaları karşısında hayretler içinde kalmışlardı. Rastladıkları hayvanlardan biri, bilhassa üzerindeki zırh dolayısıyla tuhaflarına gitmişti. Neticede bu hayvana «küçük zırhlı» anlamına gelen «armadillo» adını takmışlardı. Türkçesi «tatu» olan bu hayvana günümüzdeki savaş tanklarının öncüsü gözüyle bakılabilir. Sırtı kalkanımsı bir kabukla örtülüdür. Bu kabuk, ıstakozdaki gibi iskeletin bir parçası olmayıp, doğrudan doğruya derinin aldığı bir şekildir. Sıkı sıkı perçinlenmiş kemik levhalarından meydana gelmiştir. Kabuğun ortasındaki eğilir bükülür kemerler âdeta menteşe vazifesi görerek, tatu' nun kıvrılmasını ve koşmasını kolaylaştırır. Fakat tatu'nun üzerindeki bütün zırh bu kadar değildir. Başının üzerinde de ayrıca bir kalkan vardır. Birçok tatu'larda kuyruk bile zırhlı bir mahfaza içindedir. Bu yaratıklar görünürde ömürleri boyunca savaşmak için yaratılmışlardır. Fakat tabiatın işine akıl sır ermez. Tuhaf değil mi, bu gibi zırhlı hayvanlar ekseriya saldırgan olmayan zararsız yaratıklardır.
Savaşçı değildir:
Tatu hiç de savaşçı değildir. Hatta ısıramaz bile. Sayısı otuz iki olan dişleri ufak çıkıntılardan ibarettir, üstelik ağzın arkalarında olmaları, hayvanın kendini savunmasında dahi bir rol oynayamaz. Tatu, özellikle termit denilen beyaz karıncalarla karnını doyurur. Bu böcekler, tropikal memleketlerde kerestelerin ve tahtaların en büyük düşmanları olduklarına göre, ora insanları tatu'ya ne kadar teşekkür etseler azdır. Tatu, akrepleri ve diğer bazı zararlı böcekleri de yer. Bazan da yılanlar, sıçanlar, yumurtalar, leşler ve bitkisel maddelerle yiyecek listesinde değişiklik yapar. Özellikle gebeleri yiyecek peşinde giderse de, bazen gündüzleri de görülmesi kabildir. Yolculuk yaparken kaygısız kaygısız ilerler. Gözleri ve kulakları zayıf olduğu için, düşmanını çok kere zamanında fark edemez. Tatu, bir tehlikenin varlığını sezince kısa bacaklarının izin verdiği kadar hızlı koşarak yeraltı inini bulmaya çalışır. Kabuğu, çevresindeki kaktüslerin arasından rahatça geçmesini sağlar. Buna karşılık bu bitkilerin sivri dikenleri tatu'yu kovalayanın yolunu keser. Tatu, aç bir etçil tarafından yakalanacağını hissedince, toprak yumuşak olduğu takdirde, kaş göz arasında kendi kendini gömer. Buna vakit kalmazsa, kabuğunun içine sığınarak ayaklarım da içeriye çeker. Bazı türler top. da olurlar. Ne çare ki, yabani köpek ve tilki gibi bazı etçiller, avlarını yuvarlayıp kabuğun altındaki yumuşak kısımlara erişmeyi öğrenmişlerdir. Bu hayvanlar, tatu'yu, açılması için, suyun içine de itebilirler.
Tatu'nun aile hayatı:
Tatu'nun yeraltındaki inlerde barındığını gördük. Bu yuva çok zaman 6 metre uzunluğundaki bir tünelin ucundadır. Kuru otlarla yapraklar, odasının içinde tatu'ya yumuşak bir yatak temin ederler. Fakat hayvanın, acele durumlarda kullanılmak üzere daha birçok yuvaları bulunabilir. Her iki cins, görünüş ve davranış itibariyle birbirlerine benzerler. Yetişkin erkekler kendilerinin olan ayrı yuvalarda yaşarlarsa da, bazı tatular arkadaş canlısıdır. Ender de olsa, bazen dört veya beş hayvanın aynı yuvanın içinde oturdukları görülmüştür. Tam elli adet dokuz kemerli tatu'nun beraber ava çıktıklarını gören bile vardır. Bu hayvanın dişisi yavrularına büyük sevgi gösterir. Tatu'ların şaşılacak derecede çok türü vardır. Bilimsel dilde aile adları: «Dasypodidae» olan bu hayvanların yurdu Güney Amerika ise de, bazıları Orta Amerika'ya da sokulmuşlardır. Hele bir tür Meksika'yı bile aşarak Birleşik Amerika'ya girmiştir. Eski devler: Tarih öncesi çağlarında Güney Amerika'da pek çak zırhlı hayvanlar yaşıyordu. Tatu'ların eski akrabaları olan «Gliptodon» lar da bunlardandı. Bu gliptodon'lann bazıları, uzunlukları 4-4,5 metre, boyları ise 1,5 metre olan devlerdi. Bunların kabukları kalın ve sağlam, lâkin eklemli değildi. Bugünkü tatu'lara kıyasla daha iyi silâhlıydılar. Birçoğunun kuyruğunun ucunda dikenli bir topuz bulunuyordu. |