Kokarca'nın Köpeğe Verdiği Ders

BU, Amerika'da geçen olmuş bir vakadır. Bir evde «Butch» adında bir köpekle «Stripes» yani «Çizgili» adında kokusu alınmış bir kokarca vardı. Stripes yavru iken onu avluda Butch'un yanma bırakıyorlardı. Evdekiler, köpeğin bu garip hayvanı, orasını burasını hafif hafif ısırarak müthiş kızdırdığını keşfetmekte gecikmediler. Bir gece avluya çıkınca, köpeği yalnız buldular. Parmaklığın dibindeki bir delik, kokarcamın nasıl kaçtığını açıkça anlatıyordu.

Birkaç gece sonra avluda otururken, Stripes'in parmaklığın dibindeki delikten avluya girdiğini görünce, ev halkı son derece sevindiler. Stripes'in peşinde başka bir kokarca daha vardı. Kokarcalar girdiğinde Butch da neşeli neşeli havladı ve yeni kokarcayı ısırmaya kalkıştı. Hayvan o an pis kokusunu Buteh'a doğru fışkırttı. Gözleri yanan köpek acı acı uluyarak avlunun en uzak köşesine kaçtı.

Ertesi sabah ikinci kokarcanın gitmiş olduğunu gördüler. Bir daha da gelmesine hacet yoktu zaten... Butch, Stripes'i bir daha rahatsız etmedi.

İlgili: Yabani Köpekler, Hindistan Köpekleri


Hayvanlar Alemi'nin En zeki Yaratığı:
ŞEMPANZE
Bu hayvan, bir maymun cinsi olarak insanların hareketlerini taklit etmekte, öteki yaratıklardan kat kat üstündür.


İngiliz gezginlerinden ve hayvan koleksiyoncularından Dr. Ansorge bir gün, dar nehirler yoluyla Batı Afrika'nın sık ormanlarının en ücra yerine kadar giren gemilerden birindeydi. Koleksiyoncunun niyeti ormanın içinde tek başına yaşayan bir beyazı ziyaret etmekti. Gece bastırırken iskeleye vardı. O beyazın evini orman içinde nasıl bulacağını düşünürken, birden kendisine yaklaşan bir fener gördü. Bunu taşıyan el, yerden ancak 50 - 60 santim yüksekte olduğuna göre, bir çocukla, ya da bir cüceyle karşılaşacağını umarken, kendisini karşılamaya gelenin bir şempanze olduğunu görmez mi?... Şempaze maymun bir şey demeden Dr. An-sorge'yl elinden tuttu ve ormanın içinde birkaç yüz metre ileriye götürerek efendisine teslim etti. Koleksiyoncu bunun üzerine, ev sahibinin yıllardır bu garip arkadaşla yalnız yaşadığını ve şempanzenin, bütün ev işlerini gördükten başka, ona arkadaşlık ettiğini de öğrendi. Efendisi ona bütün gemileri beklemesini ve bunlardan inen beyazları kendisine getirmesini de öğretmişti.

-- ** --*-*

Maymunların Elinde Ölümle Pençeleştik


1. DÜNYA SAVAŞI sırasında, Birleşik Amerika Cumhurbaşkanı Roosevelt, Amerikan şileplerine, Akdeniz'e girmeyi yasak ettiğinden, 1941 yılının ekim ayında Ümit Burnu üzerinden port Sudan'a ve Suriye'te  doğru yol alıyorduk. Gemide 9 subay ve 28 personel olmak üzere tam 37 kişiydik. Yükümüzü boşalttıktan sonra, rota Kalküta'ya çevrildi. Oradan manganez, talk, jüt, mika ve kauçuk  yükledik. Son dakikada da Amerika daki doktorların, çocuk felcini yenmek için giriştikleri deneylerde kullanılmak üzere ısmarladı klan 500 maymunu başımıza musallat ettiler.   Onları, yirmişer yirmişer kafeslere dağıttıktan sonra aklımızdan çıkardık ve bir daha da onlarla ilgilenmedik.

4 nisan günü Seylan'ın Kolombiya limanına gitmek üzere Kalküta'dan ayrıldık. Gemi hızından kaybetmediği takdirde, hedefimize beş günde varacağımız hesaplanmıştı.

Gemimiz 1921 malı, 580 tonluk bir yapıydı. Pek ahım şahım bir şey olmamasına rağmen, sağlamlığına oldukça güvenimiz vardı.

Kalküta'dan demir aldığımız sıralarda, harp haberleri hiç de iç açıcı neviden değildi. İngilizlerin en gözde harp gemilerinden «Prince of YVales» üe «Re-pulse» batırılmış, şubatta Singapur, bir ay kadar sonra da Ran-gun düşmüştü. Daha Kalküta'dan ayrılmadan önce, Amerikan harp gemilerini Malakka boğazından kaçırdıklarını haber almıştık.  Japon donanmasının, o sırada bulunduğumuz Bengai körfezini de tarayabileceğini tahmin etmek için doğrusu harp uzmanı olmaya hiç lüzum yoktu.

Boş zamanlarımızda maymunları seyretmekle vakit geçiriyor, birkaç dakika için olsun endişelerimizden sıyrılmaya çalışıyorduk. Hindistan'ın bu cinleri görülecek şeydi. Her kafeste en yaşlı erkek bü tün dişileri kendine ayırıyor, dişilere doğru adım atan her hangi başka bir erkeği öldüresiye dövüyordu. Maymunların bazan bize de sataşacakları tutuyor, yemeklerinden artakalan patates ve ekmek parçalarını kafes parmaklıklarının arasından üzerimize fırlatıyorlardı.

Maymunların bakımı başka-marot ile marangoza aitti. Bu ikisi, kafesleri her sabah hortumla yıkıyor, hayvanlara günde iki defa yemek veriyor, hastaları ayrı kafeslere alıyor, ölüleri ise denize atıyordu. Hasta ve ölü maymunları kafesten çıkarmak oldukça tehlikeli bir işti. Maymunlar bir kere heyecanlandılar ve kafese giren de dikkati elden bıraktı mı, ortalık harp meydanın a dönüyordu. İrice birer kedi büyüklüğündeki bu yaratıkların testere gibi dişleri ve insanı ahtapot gibi saran kollariyle bacakları vardı. Bir keresinde içlerinden biri başkamarota yapışmış, adamcağızı kurtarıncaya kadar hepimizin canı çıkmıştı.

Paskalya sabahı telsizimiz, ta uzaklardan gelen S.O.S. işaretleri aldı. Kaptan derhal tahlisiye sandallarının ve silahların gözden geçirilmesi için emir verdi. Doğrusu gülünecek haldeydik...

Amerika'dan hemen hemen silahsız olarak ayrılmıştık. Birkaç tüfek ile 1. Dünya Savaşı'ndan kalmış bir makineliden başka savmama aracımız yoktu. Bir Japon kruvazörümde karşılaştığımız tak-dirde, halimizin ne olacağım siz düşünün. Tahlisiye sandalı bakamından, silahtan daha zengindik. Dört sandalımız ile iki salımız vardı.

Telsizcimiz Sparks ertesi sabah, 7.20'de, bu sefa nispeten daha yakından bir imdat sinyali daha aldı. «Pawnee» adında bir Amerikan gemisi 40 mil uzaku, topa tutulmuştu ve batmakla d Demek ki civarda Japon gemileri dolaşıyordu. Kaptan, kazanlar: | patlaması tehlikesini göze alarak hızı artırdı ve rotayı, en yaka liman olan Vizagapatam'a çevMJ di. Çok geçmeden Sparks, ikinci) bir S.O.S. aldı. İmdat iste bize «Pawnee» den 11 mil c yakın «Halifax» di.

Bütün personel hazır ol durumuna geçmiş, Kaptandan emir bekliyordu.

Kazanların her an patlaması mümkündü. Derken gözcü, ufukta, üzerimize doğru gelen bir gemi gördü. Üstelik kazanlarda basınç bacayı tüttürmeye başlamasın mı?.. Avaz avaz haykırmaya  başlıyan Kaptan, bu duman on saniyede yok edilmediği takdirde, hepimizin hakkından geleceğini söyledi.

Fakat iş işten geçmiş, Japon kruvazörü bizi görmüştü. Buyandan aşağıda 49 derece sıcakta, geminin hızını artırmaya çalışırken, bir yandan da mermilerin ne zaman üzerimize yağmaya  başlıyacağınıı merak ediyorduk.

Birden geminin sarsılmasiyla isabet aldığımızı anladık. Bundan sonra arka arkaya yağan mermiler, güvertedeki arkadaşlarımızı temizledi. Kaptan, bu tehlike anında dolaptan Amerikan bayrağını çıkartarak direğe çektirdi. Az sonra Kaptan ortadan kaybolmuş, bayrak da paramparça olmuş bulunuyordu.

Arkadaşları güverteye çıkarmanın zamanı gelmişti. Maymun kafeslerinin yanından geçerken, marangozun, elinde bir demir çubuk olduğu halde, kafeslerin kapılarını kırmakla meşgul bulunduğunu gördüm. Az sonra güverteye fırlayan maymunların çığlıkları yaralıların iniltilerine karışarak dayanılmaz bir uğultu halini aldı. Ah, o zaman marangozu durdurmuş olsaydım, ne kadar iyi bir hareket olurdu.


Güvertede biraz daha ilerleyince, kamarotun, bütün tahlisiye sandallarının denize indirilmedi için emir verdiğini gördüm. \rkadan bizler de suya atıldık.  Fakat maymunlar da bizi taklit etmekte gecikmediler.

Sallara ulaşabilenler 16 kişiyi geçmiyordu. Birkaç kişi de zemi enkazından parçalara tutunmuştu.

Bir ara bulunduğum sala doğru yüzen bir maymun gördüm. Bir arkadaş onu sudan çıkarmak üzere uzandı. Fakat birdenbire yüzlerce maymunun üzerimize doğru yüzdüğünü  farketmemle tüylerim diken diken oldu.

Biri acı bir çığlık kopardı. 10 - 80 metre kadar ötede, bir tahta parçasına sarılmış bir denizci gördük. Bir maymun, kolları ve bacaklarıyle onun boynuna dolanrnış, etlerini parça parça koparıyordu.

İçimizden biri, «A bu, telsizci sparks!» diye inledi.

Gözlerime inanamıyarak baktığım sırada, birkaç maymunun daha öbürünün yanına yüzerek tahta parçasım ondan koparmaya çalıştıklarını gördüm.  Çok seçmeden Sparks, yüzü gözü kan icinde olduğu  halde, deli gibi haykırmaya başladı ve sulara gömüldü.

Bir yandan da düzinelerle maymun salımıza yetişmiş, üzerine tırmanmaya çalışıyordu. Biz de tıpkı birer hayvan kesilerek kla mücadeleye koyulduk. Başlarına nişan alarak onları teker teker avlamaya çalışıyorduk, fakat çevik olan maymunlar , biz daha denge sağlayamadan yer değiştirerek tekrar üzerimize saldırıyorlardı. Bir arkadaş bitkin düşerek denize yuvarlandı.  Onu tekrar sala çekinceye kadar canım çıktı. Nihayet maymunlarla salın üzerinde boğuşmaya başlamıştık.

Bğuşmak ne kelime!.. Hınzır maymun yaratıklar âdeta dört kolluydular. Bacaklariyle ve kollariyle insana sarılmakta olduğu kadar, göz oymakta da usta idiler. Dişleri ise usturadan keskindi.  Korkudan çılgına dönmüşlerdi. Tiz çığlıklar koparırken, gözleri, delillerinki gibi yuvalarında fıldır fıldır dönüyordu.

Bir aralık, nasılsa elime geçen bir maymunun boynunu sıktığımı hatırlıyorum. Hayvan cansız düşünce, onu bacaklarından sallayarak kamçı gibi arkadaşlarına doğru savurmaya başladım.

Vücudumun ışınlan yerlerinden oluk gibi kan akıyordu. Bu perişan halime rağmen, saldaki birkaç kişinin bitkin düştüğünü ve maymunlarla cebelleşmek için kollarım bile kaldıramadıklannı farkettim. Cesedi bunlardan birine vererek, «kamçı» vazifesi görecek başka bir maymun beklemeye başladım. Çok geçmeden üzerime atılarak dişlerini enseme geçiren iri bir erkek maymunun boynunu kırdım. Ve onu elime alarak yeniden kamçı gibi, alabildiğine savurmaya başladım.

Bundan sonra olanlan pek iyi hatırlıyamıyorum. Sonuncu maymunun ölüsünü de suya attıktan sonra, salda dokuz kişiyken, ancak üç kişi kaldığımızı gördüm. O iki arkadaşım da bir saate varmadan can verdiler.

Bundan sonraki pek o kadar önemli değil. Denize atılma emri verilinceye kadar görevi başından aynlmayan Sparks'm telsizleri, Amerika yolundaki bir yolcu gemisini imdadımıza yetiştirmişti. Dönüş yolunda, geminin yolcuları, hep bir Japon gemisiyle karşılaşmaktan korkmakla vakit geçirdiler. Fakat ölümden kurtulan on iki kişi, bundan çok daha korkunç kabuslarla pençeleşti. Bugün hala geceleri terler içinde uyanıyor ve lambayı yakıp odamda olduğumu görene kadar, deli maymunlar tarafından boğazlandığımı sanarak tirtir titriyorum...



Bir sûru maymun salımıza yetişmiş, üzerimize tırmanmaya çalışıyordu. Biz de tıpkı birer hayvan kesilerek onlarla öldüresiye, korkunç bir mücadeleye koyulduk.

Cana yakın ve sevimli birer yaratık olan şempanzelerin paniğe kapıldıkları zaman ne kadar tehlikeli olduklarını bilir misiniz? Yazan : CARL EVANS

#
Örümcek Maymun
Örümcek maymun'un kuyruğundan bahsetmeye değer. Yirmi üç omurdan meydana gelen ... Örümcek maymun, normal olarak dalların üst yüzlerinde dört ayak üzerinde ...
www.hayvanansiklopedisi.com/Orumcek-Maymun.html - 13k -
#
Başlıklı veya Halka Kuyruklu Maymun
Başlıklı maymun sürüleri çok kere otuz, kırk hayvandan meydana gelir. ... Başlıklı maymun'un özelliği zeki olduğu kadar muziptir de. ...
www.hayvanansiklopedisi.com/Baslikli-veya-Halka-Kuyruklu-Maymun.html - 11k -
#
Uluyan Maymun Aluata veya Karaya
Uluyan maymun, sesini en sık güneş battıktan hemen sonra duyurur. ... Belli ve sınırlı bir bölgede barınan bir sürü, başka uluyan maymun klânlariyle ...
www.hayvanansiklopedisi.com/Uluyan-Maymun-Aluata-veya-Karaya.html - 12k -
#
Sincap Maymun
Sincap maymun hem zeki, hem de fazlasiyle meraklıdır. Maymunlar arasında, vücuduna ... Sincap maymun sürüleri ormanda turistleri, epey bir yol takip ederek, ...
www.hayvanansiklopedisi.com/Sincap-Maymun.html - 10k -
#
Düzenbaz Siyah Maymun
Timsah tam onu yemeye hazırlandığı sırada maymun büyük sürüngeni, ... Diğer timsahlar da gelince, maymun, sayılabilmeleri için sıraya girmelerini istemiş. ...
www.hayvanansiklopedisi.com/Duzenbaz-Siyah-Maymun.html - 10k -
#
Kızıl Maymun
Kızıl Maymun. ... Kızıl maymunlar, ağaçlara tırmanmazlar, ağaçsız ovalarla kırlarda yaşar ve dört ayak üzerinde dolaşırlar. Kollan ve bacakları tipik genon' ...
www.hayvanansiklopedisi.com/Kizil-maymun.html - 10k -
#
Hortumlu Maymun
Hortumlu maymun, ağaç üzerinde yaşar ve ormanın başlıca suya yakın kısımlarını ... Hortumlu maymun da, angur gibi otçuldur, yaprak ve meyva ile beslenir. ...
www.hayvanansiklopedisi.com/Hortumlu-Maymun.html - 11k -
#
Arslan Maymun yahut Yeleli Tamarin
Arslan Maymun yahut Yeleli Tamarin. ... «Arslan maymun» veya öbür adıyla «yeleli tamarin» denilen bu hayvan, bütün memelilerin en parlak renkli olanlarından ...
www.hayvanansiklopedisi.com/Arslan-Maymun-yahut-Yeleli-Tamarin.html - 10k -
#
Maymun Yiyen Kartal
«Maymun yiyen kartal» da bir başka korkunç kartaldır. Fakat Filipinler'in bu yırtıcı kuşu «harpi» ... Maymunlar, başka memeliler ve kuşlarla beslenir. ...
www.hayvanansiklopedisi.com/Maymun-Yiyen-Kartal.html - 11k -

Özel Arama

0-0
Cali Duikeri Duikerbok veya Ad
Sari Sumuklubocek
Yaban Kedileri-
Mayis Bocegi Kurtlarinin Uzerinde Yasayan Bir Bocek
Cuce Ucar
Ad
Balik Kartal
Circir Bocekleri
Cuce Domuz ve Sakall
Dalici Martilarin En Ufaklari
Gunumuzdeki Baslica Ejder Sinekleri ve Kiz Bocekleri
Rusya Su Kostebegi veya Desman
Kokarca , Kopek, Maymun, Sempanze
 
Hayvan Ansiklopedisine Hoşgeldniz.
Copyright ©2010 | Hayvan Ansiklopedisi İzinsiz İçerik kopyalayan Siteler Google indeksinden Çıkarttırılmaktadır.
Gizlilik Politikamız | Kullanım Şartları | Hakkımızda | Hayvanlar | Sitemap |

Sponsorlar:
Has Yapı Merkezi | Çelik Kasa | Güvercini