|
Toplumsal Sınıflar:
Kalabalık, meselâ 80 000 arılık bir bal arısı yuvasında arıların hemen hepsi işçi, yani kaderleri bekâr kalmak ve çalışmak olan dişilerdir. Hepsi, arı şehrinin tek yumurtlayan dişisinin, yani kraliçenin etrafında dört döner. Yalnız yaz aylarında ortaya çıkan üçüncü bir kast, sayıları birkaç yüz tane olan erkeklerdir. İşçiler 14-15 milimetre uzunluğundadır. Uzun ve saydam kanatları, dinlenme halinde karınlarının ard ucunda bir sepetçik ile bir kıskaç bulunan arka ayaklarından ve iyi gelişmiş iğnelerinden de tanınırlar. İşçiler, güçlü uçucular, çalışkan ve duyar böceklerdir. Bal arıları'nın hortumunun da bütün zarkanatlılar'ınki gibi emiciyalayıcı tipten olduğunu hatırlatmak gerekir. Hortumun uzunluğu işçilerde 6-9 milimetreyi, öbür kastlarda ise bunun yarısını bulur. Hortumun içinde yer alan dilin ucunda «kaşıkçık» denilebilecek süngerimsi bir şiş bulunur. Hortumun kaidesindeki mandibulalar ise, bal arıları'nda, eşek arıları'yle toprak yaban arıları'ndakinden daha az gelişmiş olup sert cisimleri kesmeye yaramaz. Güçlü kaslar tarafından çalıştırılarak balmumunu yoğururlar. Karnı tamamlayan iğne, zehir bezlerinin, içine boşaldığı bir km ile bunun içinde gidip gelen dikenli ve ince iki ipçikten meydana gelir. Bu ipçiklerin dikenli oluşu, arı için çok kere yararlı değildir. İğnesini, açtığı yaranın içinden çekip çıkaramamakta ve karnının kopması sonucunda ölmektedir. İşçilerin ayrıca, karm bölütlerinin sonunda dört balmumu guddeleri vardır. Arka ayakların kıskaçları tarafından tutulan salgı levhacıkları, ağza götürülerek mandibulalar tarafından çiğnenir ve ancak bundan sonra petek yapımına yararlar. Kraliçe veya arı beyi 18-20 milimetre uzunluğunda iri bir dişidir. Bilhassa hacimli olan karnı, arkada kanatları geçer. Gözleri, iş'çilertaki gibi ayrıktır. Hortumu kısalığından ötürü pek işe yaramaz. Arka ayaklarında da sepetçiklerin sadece izi kalmıştır. İğnesi iyi gelişmiş olmakla beraber, her şeyden önce yumurtlama borusu olarak vazife görür. Bu dişinin esas görevi, dakikada 2 tane, günde yaklaşık olarak 2500 tane, hayatı boyunca ise 2 milyon tane ölçüsüyle yumurta yumurtlamaktır. Bal arıları'nın erkekleri, toraks'larının ve hemen tamamiyle gözleri tarafından kaplanmış kafalarının genişliğinden tanınan hacimli arılardır. Hiç bir çalışma veya savunma araçları yoktur. Hortumları kısa ve faydasızdır. Arka ayaklarının sepetçiği, fırçası, tarağı ve kıskacı yoktur. İğneleri körelmiştir. Yuvanın içinde birer asalaktırlar. Tek faaliyet devreleri zifaf uçuşudur. Zifaf uçuşundan sonra işçiler tarafından öldürülürler. İşçilerin arasında tam bir iş bölümü vardır. Her biri, hiç değilse belli bir devre süresince hissesine düşen işi yapar. Kimi, petek yapımına yarayan balmumunu salgılar, kimi balozunu ve polleni toplamak üzere uzaklara gider, kimi yuvanın ağzında nöbetçilik yapar, kanatlarını hızlı hızlı hareket ettirerek yuvayı havalandırır, kimi larvalara dadılık yapar, kimi kraliçeye yumurtlama fonksiyonunda yardımcı olur. Kastlar problemi bal arıları'nın arasında öbür toplumsal böceklerdekinden daha esaslı surette halledilmiştir. Meselâ, kraliçenin istediği zaman erkek yumurtalar ve istediği zaman dişi yumurtalar yumurtlayabildiği bilinir. Bunun için, yumurtlama olayı esnasında, cinsel organlarına bağlı bir sperma kapçığım büzüp büzmemesi yeter. Bu kapçık büzüldüğü takdirde, geçen yumurta döllenir ve içinden bir dişi veya geleceğin bir kraliçesi çıkar. Yok, yumurta döllenmediği takdirde, bir erkek bal arısı vücude gelecektir. Dişiler, kısır işçi, ya da çoğalmaya istidatlı eşeyli olabilirler. Aralarındaki bu ayrılık, larvalık hayatları sırasında kendilerine verilen yiyecekten ve beslenme fasılları arasındaki aralardan ileri gelir. Geleceğin kraliçelerine ayrılan hücrelerin öbürlerinden çok daha büyük olduğu hatırdadır. Buradaki larvalara daha yoğun ve protein bakımından daha zengin bir köfte verilir. Bu maddeye, işçi ve erkek larvalarının yiyeceği olan sıvı ve hidrokarbonlu bulamaçtan ayırt edilmesi için «gelee royale» veya «arı sütü» denilmiştir. |